Saturday 21st October 2017,
Sinematografik

Bülent Uçar ” BİRAZ PARA MESELESİ, KAÇMA EĞİLİMİ VE EVE DÖNÜŞ HAKKINDA ”

Bülent Uçar 11 Kasım 2016 ÖYKÜ Yorum Yapılmamış
Bülent Uçar ” BİRAZ PARA MESELESİ, KAÇMA EĞİLİMİ VE EVE DÖNÜŞ HAKKINDA ”

____________

Babası ona bağımlılığa yatkın bir genetik ve güzelliğe karşı aşırı düşkünlük eğilimini miras bırakarak, onun başına ne denli büyük bir bela açtığının farkında elbette ki değildi. Bir de bunlar yetmezmiş gibi, ona, anlamını hiç kimsenin, kendisinin bile bilmediği, tamamen uydurma bir isim koymuştu. Böylelikle adı  Nehel olmuştu.

Sene 2001’di, kafasını Tom Robbins’le bozmuştu. Adamın kitaplarını elinden bırakmıyor. İlk kez tanıştığı tüm insanlara, kendini, babam İngiliz, adım Tom ama siz bana Nazmi diyebilirsiniz diyordu. Nazmi ismini arada kullanarak, hiç değilse babamın koyduğu ismin baş harfini kullanarak ona olan borcumu ödeyeyim diye düşünüyordu.

Bir akşam vakti, evdeki tüm arkadaşları, paraları denkleştirerek, ev sahibine kirayı vermesi ve güzel bir akşam ziyafeti için, biraz et, meyve, çerez ve sadece yüksek damak tadı duyuracak her ne varsa alması için ona 1 milyon 280 bin lira teslim etmişlerdi. O zamanlar parada hâlâ yüksekti sıfır sayısı.

Nazmi, evden çıkıp da caddeye doğru yürürken, karanlık sokağı aydınlatan şey sadece sokak lambaları değildi. Nazmi, cebindeki paranın da verdiği ilhamla ışıl ışıl parıldayan bir düşünceye kapılmıştı. Parayı alıp, geceyi şehrin en lüks otellerinden birinde geçirecek ve sabah olunca da soluğu Amerikan Pazarı’nda alarak, uzun zamandır görüp de alamadığı deri ceketi alacaktı. Ve bu deri ceket, ona çok yakışacaktı. Sonra belki o gece, bardaki konserde gördüğü kızın da ilgisini çekecek kadar yakışıklı görünebilecekti.

Öte yandan, o kızın başına bela açabileceğini, olası bir mutluluk nedeni gibi görünen şeyin, bir gün, yokluğuyla soluğunu kesecek bir ceza aracı, cehenneme giden yolun açık kapısı olabileceğini düşünerek, kendini bu istekten alıkoymak, kızı unutmak da istiyordu. Çünkü cennete sahip olan, cehenneme olmasa da kovulacağı çorak bir dünyaya da cennetle birlikte sahip olmuş sayılıyordu.

Hem, ben diyordu, Nazmi, kendi kendine, ben, çok mutlu olduğumda, sanki uyuşturucu, hem de eroin bağımlısıymışım gibi hissederek, tüm dengemi kaybetmiyor muyum? Gün boyu eksikliğini duyup da bu eksiklik duygusuna neden olan şeyin ne olduğunu bir türlü çözemeyerek bir tür hayalete dönüşmüyor muyum? Dünya karardığında, hiç değilse yeryüzüne gölge indiğinde huzur bulmuyor muyum?

O zaman neden, bendeki bu mutluluk arzusu?

Nazmi, bu soruların ve birden soğuyan havanın üşüten etkisiyle kızı da ceketi de unuttu. Kirayı ev sahibi kadına ödedi. Sofra için alınması gerekenleri aldı. Eve döndü. Evdekilerle birlikte, sabaha dek yiyip içtiler.

Bülent Uçar





Etiketler: , ,

BENZER YAZILAR

Yazar Hakkında

Herbalife Ürünleri