Sunday 24th June 2018,
Sinematografik

Bülent Uçar ” KURGULAR ve YALANLAR ”

Bülent Uçar 11 Aralık 2017 ÖYKÜ Yorum Yapılmamış
Bülent Uçar ” KURGULAR ve YALANLAR ”

Her şeyin başlangıcında, o günlerde yaşanan hayatlar ve kurgusal triplerde olduğu gibi bir kız vardı. Kızın çok özel ya da çok güzel olması gerektiği anlar vardı. Ama bu kız meselesi daha çok bir erkeği, ölmeye ramak kala hale getiren can sıkıntısı, nereye saplanıp kalması gerektiğini bilememe halinin getirdiği dehşetli anlara bağlanıyordu. Ve hiçbir anlam ve değeri olmadığı için nefes almakta zorlanılan bir ömrün ilk kısmıyla ilgiliydi.

O kız da oradaydı ama söz konusu erkek için değil. Orada olması fiziksel, zaman ve uzamsal bir gereklilik, dahası bir başka erkekle olan randevusu gereği… Oradaydı…

İsmail, arada oradaydı. Kızı görünce, kız da onu gördü, bu işler onun için böyleydi. Kimi görse, aynı şey oluyor. Diğeri de onu görüyordu. Görünmez olmak, görüp görünmemek hiç kolay iş değildi.

Oysa ısısı olan bir huzurlu görünmezlik çok şey anlam ifade edebilirdi. O günlerde…

Çünkü hayat, yeni bile başlamıyordu. Daha her şeye çok vardı. Ölüme bile…

İsmail, kızın yanına yaklaştı. Kız, ona baktı. İsmail: ‘’Seni öpmek istiyorum.’’dedi. Hem de hiç çekinmeden, n istediği ve hak ettiğini bilen bir hali vardı. Bu halin gücüyle söyledi, söyleyeceğini. Kız şaşırdı: ‘’Ama olmaz ki, burada koridorda, sonra, ben şu an sevgilimi bekliyorum hem seninle arada karşılaşmak dışında hiçbir bağımız yok, bana kalırsa öpüşmeye öyle pek de uygun bir çift değiliz. Belki ileride…

İsmail kızmıştı: ‘’Söylediklerin çok tuhaf, ayrıca sen bu söylediklerinle, kendini, koridoru, bu anı, dünyayı ve hayatı hastalandırıyorsun. Sana, seni mutlu ve güçlü hissettirecek bir şey söyleyeyim mi?’’ – ‘’Söyle…’’

‘’Bir rüyada olduğunu farz et ve orada ikimiz istediğimiz her şeyi yapalım, uyanınca, yaşanan hiçbir şey gerçek zaman ve mekâna sızmaz ve yaşadığımız her şey sadece bizim olur, ağırlıksız, bizim ve sahipliğin asaletiyle.’’

 

İsmail’in yaşamıydı bu. Orada her şey olası ve imkânsız olabiliyordu. Şimdi sanki hiç var olmamış gibi.

Ama o günlerde…

Az kişi sayılmazdık, belki on kişi değildik ama sekiz kişi filandık sanırım. Ve biz, birbirimizi, doğrularımız için sevmediğimizden dolayı, kolaylıkla yalan söylüyorduk. Bir de İsmail’in daha henüz hepimiz ilkokuldayken yaptığı o şey, bizi biraz zehirlemiş, biraz da büyülemişti. Dedesi hakkında rivayetler ve kötü söylentiler vardı. Uyuşturucu işindeymiş ve sonra, sanki bu yetmezmiş gibi bir de kullanıyormuş. İsmail de bunu diline dolayan, ‘’İsmail’in dedesi tutuklanmış, ölene kadar da hapiste tutulacakmış.’’ diyen çocuğun önce dudağını patlatmış, sonra da yaptığı şeyin ne olduğunu bilmeden, çocuğun burnunu kırmıştı. Başka bir çocuk da, ertesi gün ‘’…Deden nasıl, hâlâ tutuklu mu?’’ diye sorduğunda, o da yalan söylemiş: ‘’…Hayır, serbest bırakılmış… Dün akşam eve geldi, meğer tüm suçlamalar iftiraymış.’’diyerek yalan söylemişti ama İsmail’in dedesi, o, okul bahçesinde, çok soğuk bir öğle vakti bu yalanı söylediği günün akşamında serbest bırakılmıştı. Ve gerçekten de tüm suçlamalar iftiraymış. İsmail, seneler sonra, kendisini yalancılıkla suçlayan bir kıza, şöyle diyecekti: ‘’… Bir daha sakın böyle konuşma, ben yalan söylemiyorum, gerçekler yavaş ilerliyorlar. Gece vakti söylediğim yalanlar sabaha, sabah söylediklerim akşama gerçek olurlar, hata bende değil, burada sorun şu ki, gerçekler hatalı…’’

Bülent Uçar





Etiketler: , ,

BENZER YAZILAR

Yazar Hakkında

Herbalife Ürünleri