Friday 15th December 2017,
Sinematografik

Bülent Uçar ” MİSİNA ”

Bülent Uçar 20 Ağustos 2017 ÖYKÜ Yorum Yapılmamış
Bülent Uçar ” MİSİNA ”

___________

Ölü adam, karanlık otobanı koşarak geçerken, binlerce ton ağırlığındaki hüznüyle içi mutsuzluğun kapkara rengiyle boyanmış bir kadın, tutunduğu her şeyin ağırlığını artırıyor, ne yana dönse, dünya o yana doğru eğiliyordu ve ben, birini hayal ediyordum.

Ona çok yabancı değildim, ancak, tanıdık olduğumuz da söylenemezdi. Yine de onu bir şeye benzeterek işaret etmek istediğim o ender anlarda, kuşkular dağılıyor, çok bilindik, oldukça tanıdık biri çıkıyordu karşıma: O, kanımca, bir misinaydı. Şeffaf, ince, kırılganmış gibi görünen, karşısındaki insanları kırmaya kışkırtan, ama ellerine dolayarak kırmaya, koparmaya çalışanları kesip kanatan bir misina…

Ve o günlerde,

Herkesin, aşağı yukarı herkesin, hiç değilse, her erkeğin ve bazı kızların kahraman, en azından ikon olmak istediği, haklarında yüceltici söylentilerin çıkmasını arzu ettiği bir çağ yaşanıyordu.

Yirminci yüzyılın son beş senesiydi. 1996 yılındaki yazdan yaklaşık üç sene sonra, kahraman ya da ikon olmakla zerre ilgilenmeyen 22 yaşında bir çocuğa, kahraman olma fırsatı, o sanki hep bir filmin içindeymişçesine çokça sunuluyordu. O da cilalamayı, parlatmayı seven moda ya da estetiğin Tanrılarınca sunulan bu fırsatları kaçırmıyor, doğru yerlerde, doğru zamanlarda bulunarak, hepsini değerlendiriyordu. Sonra, sanki sıradan biriymiş gibi, ama sıradan olmadığının mutlak inancıyla adımlıyordu eve giden yolu. Annesiyle yaşıyordu, annesinin hiçbir şeyden haberi yoktu ve onun ilgilendiği tek şey, oğlunun hep hayatta kalması, sağlıklı olarak yaşaması, başının hiçbir zaman belaya girmemesiydi.

Çocuk bir akşam, eden çıkıp sokağı adımlamaya başladığında kadın ona seslendi:’’ İsmail!’’

İsmail, eve doğru döndü. O an ne yaşandığı, anne ve oğlun birbirlerine ne söyledikleri belirsiz. Çocuk, birkaç saat sonra, vakit gece yarısına doğru yaklaşırken, şehrin gündüz vakitlerinde çok kalabalık olan, ama geceleri kimsesizliğe terk edilen, güneş battıktan sonra da en iyi, en güçlü ve en parıltılı şekilde ışıklandırılan caddesinde yürüyordu.

Hava serindi, fakat onu bunaltmaya yeten bir şey vardı. Rutubet…

Caddede o an üç kişiydiler, İsmail, cadde boyu sıralanmış üç eski köşke göz kulak olmak maksadıyla ağır ağır hareket eden özel güvenlik otomobilini yaya olarak takip eden bir güvenlik görevlisi… Ve şehrin en şık, en aydınlık caddesi üzerinden, elleriyle peşi sıra sürüklediği arabasına, römork olarak devasa bir çuval bağlamış olan kâğıt toplayıcı çocuk…  Güvenlik otosunda da şoför ve diğer güvenlik görevlisi de izleyici olarak bulunuyorlardı.

Yürüyen görevli, kâğıt toplayan çocuğa seslendi, ‘’Arabanı çek! Çık git buradan!’’ Çocuk ‘’Tamam, abi’’derken, yerden aldığı birkaç işe yarar çöpü zaten tıka basa dolu görünen çuvala koymaya çalışıyordu Koymaya çalıştıkça da çuvaldan yere çöp düşüyordu. Görevli güvenlik işçisi de çocuğun ağır hareketlerinden rahatsız, bir an önce caddeyi tek etsin diye, çocuğu adım başı tekmelerken, bir adım, bir tekme ve yere düşen birazcık çöp, art arda tekrar ediyordu. Toplayıcı çocuğun caddeyi bu koşullar altında terk etmesi olanaksızdı. Çünkü o çöplerden, güvenlik görevlisi de aceleci tavrından vazgeçecek gibi değildi. İsmail, yanlarına yaklaştı. Güvenlik görevlisi, toplayıcı çocuğa tekme attıkça yere düşen her kâğıt ve plastik parçasını, çuvala usul usul geri koydu. Ve ‘’Siz böyle tekme attıkça bu çocuğun buradan uzaklaşması mümkün değil, bayım.’’ dedi, olay yerini bu sözle terk etti. Biraz uzaklaşmıştı ki, ardına bakıp görevli adamın çocuğu bırakıp güvenlik otosuna bindiğini gördü. Böyle bir durumla karşılaşarak, otoriteyle alay edercesine davranmayı arzu eden öyle çok devrimci, anarşist diye anılma heveslisi arkadaşı vardı ki, onların gözünden baktı, biraz önce yaşananlara ve bunun hiçbir önemi olmadığını, ancak bu hissin sahtekârca olduğunu düşündü. Çünkü o, cebinde milyon dolarlık çeklerle dolaşan ve bu çeklerin varlığının bilinciyle parasızlığın romantizminden söz eden bir şımarık artistti, hepsi buydu. Zaten hayatta, bir insanın payına düşecek daha fazla değer de yoktu.

Olaydan bir hafta sonra, İsmail; bar, birahane ve meyhane masalarının dükkân önlerine çıkarıldığı, daracık olmasına rağmen şehrin en ferah, en rahat soluk alınan, en güzel sokağında, yanında Robin Wright’ın çok genç, çok güzel haline ikiziymiş gibi benzeyen bir kızla birlikte yürüyordu. Nereye gideceklerini bilmiyorlarmış gibi yürürlerken, İsmail, sanki her akşam uğradığı bir mekâna girer gibi girdi, bir birahanenin kapısından içeri. Müziğin idare edildiği bilgisayara yaklaştı. Şarkıyı değiştirdi. İntrosu işitilen şarkı, Dire Straits’ten ‘’Brothers in Arms’’tı. Masanın birine oturdular. Soğuk biraların yanında, bir bardağın yarısına dek sıkılmış limon suyunun içine, incecik kesilerek konulmuş havuç dilimleri geldi. Biralar, limon tadı ve havuç derken, bu tatlara öpüşmenin tadı da eklendi. Eve dönüş yolunda, metro bomboştu, oldukça steril ve klima etkisiyle serindi. Kız, biraz sonra, ayağa kalkıp metronun içinde, bir podyumda yürür gibi yürümeye başladı. Böylelikle metro treninin içine boydan boya kusmuş oldu. Ortalık onun kusmuğuyla boyanmışken, öpüşmekten geri durmadılar.

Yine geçen bir başka bir haftanın ardından, İsmail, kızın evinde, onun odasında, perdeleri uçuşan açık pencerenin karşısında, ahşap parke üzerinde uzanıyordu. Rüzgâr esiyordu. Perde inip kalkıyordu. Gökyüzü ve karşıdaki binalar bir görünüp bir kayboluyordu. Aşağıdaki çocuk parkından sesler duyuluyordu. Kız, İsmail’in getirdiği eti puflardan birini, koridordan odaya doğru yürürken yiyerek girdi odaya. İsmail, istemeye istemeye ayağa kalktı, ama ayakta duramadan uzanmanın ve eylemsizliğin hazzı için yeniden yere, ahşap parkeye bıraktı kendini, inip kalkan perdenin aralığından, gökyüzü ve dünya bir göründü bir kayboldu. Kız perdenin altına, sırtını duvara yaslayarak oturdu. İsmail, kızı öpmeyi çok istedi. Kıza aşık olmaya başladığını da hissetti, ama uzandığı yerden doğrularak kıza yaklaşmaya üşendi.

Bülent Uçar

 

 

 

 

 





Etiketler: , , ,

BENZER YAZILAR

Yazar Hakkında

Herbalife Ürünleri