Sunday 24th June 2018,
Sinematografik

Bülent Uçar ” SUYUN DERİNİNDE ”

Bülent Uçar 26 Kasım 2017 ÖYKÜ Yorum Yapılmamış
Bülent Uçar ” SUYUN DERİNİNDE ”

______________

On iki yaşında ve zenci sanıyordu çocuk kendini. Kapkara bir yüzü vardı hayalinde ve henüz aynaya bakmayı bilmiyordu. Oraya, yansıya baktığı ilk gün, sarışın ve beyaz olduğunu fark ettiğinde anladı zenci olmadığını ve yaşının da beş olduğunu.  Yaşındaki sayılardan daha çoktu zevkleri. Güneş altındaki sokakta yalnız olmayı seviyordu mesela. Çünkü kaldırım kenarına oturarak, soğuk duvara yasladığında sırtını, dinlenirdi ve bu sadece yalnızken olurdu. Kalabalıkta ne dinlenmek geliyordu aklına, ne duvara yaslanmak ne de kaldırım taşına oturmak.  Biraz daha büyüdüğünde tüm eski zevklerini terk etti. Çünkü artık tek bir zevki vardı ve tek bir hayal kurgusu: Bir adamı ve onun ne şekilde öleceğini düşünüp duruyordu. Adamı tanımıyordu ama yüzünü biliyordu. Nasıl yürüdüğünü ve nasıl gülümsediğini de, hatta nasıl ağladığını da görmüştü bir keresinde, aklının içinde bir yerde.  Çocuk, adamın kendisi gibi hüngür hüngür değil de sessizce, iç çeker gibi ağladığını görünce şaşırmış: ‘’Demek adamlar böyle ağlar, çocuklar farklı’’ diye düşünmüştü.

Çocuk, bahçeye çıktığında yapayalnızdı, sonra, orada, bahçenin ortasındaki büyük dut ağacını gördü. ‘’… Ve adamın ölüm şekillerinden biri, burada gerçekleşebilir…’’ diye düşündü ilkin:

‘’Kendini şu uzak dala asabilir. Onu bulduklarında, yüzü mosmor olmuş olur. Ayakkabılarının bağcıklarını da sıkı bağlamamıştır. Ayakların biri çıplaktır. Ayakkabılardan biri, ölürkenki sarsıntıda bahçedeki çimenlerin üzerine düşmüştür mesela.’’ -  Bu çocuk bunları düşünebilir. Çünkü o, bunun var olduğunu bilir. Ölümü düşünmek için gerekli tüm sözcükler onun elindedir ama kimseyle paylaşmaz. O, ölümün dilidir ve o da öyle olduğundan kuşku duymaz. Daha konuşmayı öğrenmeden önce öğrenmiş, ölüm hakkında düşünmeyi. Söylediği ilk sözcük, ‘’anne’’ ya da ‘’baba’’ değil ‘’kimse’’ olmuş. İkincisi ‘’ölmek’’  üçüncü sözcük de ‘’istemez’’ olmuş. Kimse duymamış ama o söylemiş böylelikle, ilk cümlesini.

Adam’ın ikinci ölüm biçimini; akşam vakti, balkonda kurmuş çocuk:

‘’Adam, pırıl pırıl berrak baraj gölündeki gezintisinde kayıkla açılmış suyun uzak kısmına. Kayalık ve ne zaman derinleşeceği bilinmeyen kuytu bir köşede çekmiş elindeki sigaradan derin bir nefes. Tütünün içine yuvalanmış ot çok güçlü. Kafasının içindeki duman, sigaradan çıkandan daha yoğunmuş. Adam, kayıktan düşmüş. Suyun on altı metre derinliğindeki kısmında hava kararmaya da başlamışken ağır ağır yol almış, aşağı doğru. Suya gömülürken, suyun, sudaki yosunların ve çamurun kokusunu duymuş, indiği her milimetre derinlikte, sürekli. Ve kokular, öyle güzelmiş ki, adam, nefessiz kaldığında da çırpınmayı getirememiş aklına. Su yutmaya başladığında da… Akıl edememiş. Sanki nefes alabilirmiş gibi açmış ağzını, çekmiş nefesi içine ama soluk yerine su dolmuş açılan ağzından içeri.’’

Bülent Uçar





Etiketler: , ,

BENZER YAZILAR

Yazar Hakkında

Herbalife Ürünleri