Sunday 24th June 2018,
Sinematografik

Phone Booth (Telefon Kulübesi)

Bülent Uçar 19 Aralık 2012 GÜNÜN KONUSU 1 Yorum
Phone Booth (Telefon Kulübesi)

Eskiden kendi kendine konuşmak deliliği belirtirdi. Şimdi ise statü belirtiyor. Hızlı arama da bozuk paraların yerini.

Senarist Larry Cohen’in yıllardır üzerinde düşündüğü ama bir türlü beyazperdeye yansıtmak için kendi aklında mükemmeliyete ulaştıramadığı, standart bir telefon kulübesinin hacminden dışarı çıkmadan seyirciyi etkileyebileceği senaryo üzerine düşünürken, yardımına ilham meleği olarak New York Üniversitesi sinema öğrencilerinden Paul Hough ve End of The Line adlı 15 dakikalık kısa filmi yetişmiş. İntiharın eşiğindeki bir tetikçinin silah tehtidi ile genç bir çocuğu ankesörlü bir telefona sabitlemesini konu alan bu kısa film, Larry Cohen’in yıllardır üzerinde düşündüğü senaryonun kayıp halkasını tamamlamış ve Cohen harikulade bir projenin altına imzasını atmış.

Bu şahane gerilim senaryosunu beyazperdeye aktarmak ise The Lost Boys (1987), Batman Forever (1995) ve 8MM (1999) filmleri ile tanıdığımız usta yönetmen Joel Schumacher’e düşmüş. Senaryonun tek bir mekanda geçmesi bir çok yönetmenin altından kalkamayacağı bir yüktür ve böyle bir filmi yansıtmak kalite ister çünkü iş detaylara kalmıştır. Böyle bir zorluğa rağmen Joel Schumacher göz kamaştırmış ve seyirciyi film boyunca koltuklarına yapıştırmış.

-Bu 53. ile 8. cadde köşesindeki telefon kulübesi… belki de Manhattan’ın batı yakasında mahremiyetin son eseri. Türünün son örneği bir bir kulübe, ve hala normal kullanımda. Günde yaklaşık 300 arama yapılıyor buradan. Bu mekan, geçen 6 ay içinde 41 defa soyguna uğradı. Verizon, buranın yarın sabah 8′de yıkılıp bir gazeteciye çevrilmesine karar verdi. Neredeyse iki blok ötede bu kulübenin son müşterisiyle tanışın. Stu Shephard!

Filmin giriş sahnesinde, kapitalizme tamamen ayak uydurmuş, siyah ve ahududu renklerinde İtalyan takım elbisesi ile bir adam ve onun masum asistanını, kimsenin birbirini duymadığı ve umursamadığı New York’un o akan giden kalabalığında yürürken buluyoruz. Stu Shepard etrafındaki insanları rahatça kullanabilen ve her işini yalanlar ile halleden bir tanıtımcıdır. Magazin dergilerine yalan haberler satmaktadır. Müşterilerine ve çevresindeki insanlara devamlı yalanlar söyleyen büyük bir yalan makinesidir. Kadınlara olan düşkünlüğü ise her an onunla birlikte yürümektedir.

Joel Schumacher’ın Stu Shephard karakterini canlandırması için seçtiği aktör ise Tigerland (2000) filminde birlikte çalıştığı ve yıldızının parlamasını sağladığı Colin Farrell’dan başkası değildir. Colin Farrell’in muhteşem oyunculuğu olmasa eminim izleyiciler aynı tadı alamazdı. Colin Farrell bu film için biçilmiş kaftan! 81 dakikalık filmin çoğu bir telefon kulübesinde geçmesine rağmen Colin Farrell’in mimikleri, gülüşleri ve hareketleri sayesinde, film çekiciliğni ve gerilimini bir an olsun düşürmüyor.

Stu Shepard, her gün olduğu gibi cep telefonunu cebine koyar ve telefon kulübesine girer. Alyansını çıkartır ve evli olduğunu bilmediği genç sevgilisini arar. Olumsuz geçen bir konuşmadan sonra telefonu kapatır ve alyansını takamadan telefon bir anda çalmaya başlar. İçgüdüler bazen karşı konulamayacak kadar güçlüdürler.

-Evet
-Komik değil mi? Telefonun çaldığını duyuyorsun, herhangi biri olabilir ama çalan bir telefona cevap verilmeli, değil mi?
-Ne?

İşte bu replikten sonra filmin diğer can alıcı karakteri sahneye giriyor. Katilimiz.
Ses tonu ve keskin zekasıyla, filmde sadece bir sahnede görülmesine rağmen bütün ilgi odağını üstüne toplayan katilimizi ise yine Joel Schumacher’in The Lost Boys (1987)’da birlikte çalıştığı Kiefer Sutherland canlandırıyor.

Stu’nun telefona cevap vermesi hayatının dönüm noktasınında başlamasına sebep oluyor. Hayatını döndürmek için kullandığı bütün özellikleri, kadınlar hakkındaki fantezileri bir anda en korkunç kabusuna dönüşüyor.

- Onu hızlı aramayla ara. 1′e bas. Bu onun tuşu.
Stu: Ne diyeceğim?
- Neden gerçeği söylemiyorsun? Onu aldatıyorsun.
Stu: Kelly’i aldatmıyorum. Hiç yapmadım.
- Peki bu ne?
Stu: Bak, sen de bir erkeksin. Bazen bunun bir olasılık olduğunu bilmek istersin. Çok güzel bir eve sahip olmak gibi ama yine de o ufak tatilin hayalini kurarsın. Bilirsin, manzaralı, güzel bir otel odası, belki bir havuz. Sadece bir fantezi. Asla evden ayrılmazsın. Anlıyor musun?
- Kelly bir ev? Pam’de bir otel? Eminim bu ikisin de hoşuna gider.
Stu: S*ktir!
-Hey, bu tarz konuşmana gerek yok!

Stu bir anda günahlarını bir başkasının daha bildiğini farketmesiyle terlemeye başlar ve karşısındaki ses işleri onun için hiçte kolaylaştırmamaktadır.Stu telefonu kapamayı denesede bu seçim onun elinde değildir.

-Stu eğer kapatırsan, seni öldürürüm.
Stu: Kahrolası dürbününle ne yapacaksın bana?
- Sana hiç dürbünüm olduğunu söylemedim. Oldukça büyülmüş teleskobik bir görüntün
var. Ne tür bir aletin üstünde teleskobik bir gösterge vardır?
Stu: Neyin? Yani tüfek gibi mi?
- 30 Kalibre, sürgülü 700, tek karbonlu değiştirme sistemi ve şahane bir Hensholdt taktik teleskobu ve sana doğrultulmuş durumda.
Stu: Öyle mi? Saçım nasıl?
- Bu menzilden, kurşun yarası ufak bir mandalina kadar olur herhalde.
Stu: İyi denemeydi dostum. Cehenneme git!
Click-Click (Silah sesi)
- Şimdi, bu tüylerini kabartmadı mı senin? Bayılırım buna. Bilirsin filmlerdeki gibi iyi adam kötü adamı öldürmeden önce tüfeğini kurar. Neden önceden kurulmuş tutmaz ki? Çünkü o ses ürkütücüdür. Hoş değil mi?

Katilimiz Stu’yu oyununa dahil etmiş ve günah çıkarması için şans vermiştir. Olaya polislerde dahil olur ve Polis Şefi Ed Ramey rolü ile filme ünlü oyuncu Forest Whitaker’da dahil olur. Polis, tetikçi, Stu ve karısı Kelly ile sevgilisi Pam arasında gerilimi yüksek bir hikaye devam eder. Tetikçinin Stu ile kadınlar arasındaki ilişkiyi analiz etmesi ve iğneleyici lafları gerçekten izlenilesidir.

- İzlenildiğini bilmiyor muydu acaba?
Stu: Ne?
- Ama güzel kadınlar hep bilir.
Stu: Kelly hakkında mı konuşuyorsun?
- O sahte aldırmazlık, alım sadece azdırma yöntemi. Gözler üzerlerinde olsun isterler. Neden makyaj yapıp, saçını yapıp, güzel giyiniyor? Zar zor gördüğü kocası için değil. Hayır, başkasının farketmesi için. Ben farkettim.
Stu: Ne yapıyorsun? Ondan uzak dur. Onu yanlız bırak.
- Ona istediğini veriyorum. Eminim Kelly’e benim şu anda baktığım gibi hiç bakmadın.
Click-Click (Yine silah sesi)
Stu: Sakın onu incitmeyi deneme!
- Denemeyeyim mi? Onu inciten ben değilim. Bilemeyecekleri şeyler, onlara aklımızda yaptıklarımız.
Stu: Seni hasta herif!
- Kusursuz tecavüz.
Stu: Onu buna karıştırma.
- Kafanda Pam ile o otel odasında kaç kere seks yaptın? Eğer gerçekten kaybolursa Kelly’i özler misin?

Film 81 dakika boyunca müthiş repliklerle devam ediyor ve bir an bile gerilim düşmüyor. İzlemeyenler için bundan sonra filmin içinden bilgi vermeyi kesiyorum ve bu harikulade filmi izlemenizi tavsiye ediyorum.

Filmin çekildiği dönemlerde bir keskin nişancı Amerikalıların başına musallat olmuştu bu yüzden dolayı Telefon Kulübesi filmi, bu keskin nişancı haberlerinin gazetelerin arka sayfalarına düşmesini beklemek zorunda kaldı. Filmi izlerken eminim bitmesini istemeyeceksiniz. Filmde ki katile fazla hayran kalmamanızı tavsiye ederim. Yarın elinde tüfekler ile camlarda bekleyen insanlar görmek istemiyorum :)





Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

BENZER YAZILAR

Yazar Hakkında

Herbalife Ürünleri